Yelkenli hayat, eski yazılar-2

19.07.2014

Teobel eve geldi

sailing-olivinlove

Tekne ile ilgili evrak işleri uzadıkça uzayıp bizi sinir etmeyi başardı ve nihayet 4 temmuz sabah 10.30’da Göcekten bir taksiyle yola çıktık. Kiralık arabayı iyi ki doblo istemişiz, Ahmet Abi 3 büyük bidon, 3 tane de büyük buz kutusunu bagaja doldurdu, bu kadar buz kutusuna ne gerek var diyecek olduk, “olsun bulunsun ne olur ne olmaz” deyince bize sus düştü tabi. Anlayacağınız bizim teknede buzdolabı yok. Neyse Kaş üzerinden güzel bir yolculuk sonrası saat 2 gibi Finike Setur Marina’ya vardık.

Ahmet Abi’yi transitloga eklettirmek için bizim işlemleri yapan acente ile konuştuk, o da şansımıza Göcekteymiş, ofisi arayıp çocuk göndereceğini söyledi. Bu arada Teoman mazot ve yolluk alışverişine gitti. Biz de Ahmet Abi ile tekneyi yolculuğa hazırlamaya başladık. Gece saat 3-4 gibi yola çıkmayı düşünüyoruz ama transitlog işlemi saat 5 gibi bitince Ahmet Abi hadi yola çıkalım dedi.

teobel-finike

Hava şimdiye kadar Finike’de şahit olmadığımız bir yumuşaklıkta, dalgasız, rüzgarsız, çarşaf gibi bir deniz. Vira bismillah deyip çözdük halatları yola koyulduk. Setur Marina çalışanlarına da çok müteşekkiriz, hepsi pırlanta gibi çocuklar. Özellikle Cem, yol boyunca bizi bir kaç kez arayıp nasıl olduğumuzu sordu.

Saat 20.30 gibi üçağız görünmeye başladı, boğaza girdiğimizde akşam bastırmıştı artık. Biz Teomanla tekneyi ve onu kullanmayı iyice öğrenmeden gece yolculuğu yapmayacağız diye karar vermiştik ama ilk seferimizde gece karanlığına kaldık.

kekova

Neyse ki dümende yılların denizcisi Ahmet Abi var, ben de cep telefonu elimde navionicsten demir yeri bulmaya çalışıyorum. Üçağız çıkışında bir koyda tonoz işareti görüp Ahmet Abi’ye gösterdim ve denemeye karar verdik. Büyük bir şamandıra büyük ihtimalle sahil güvenliğe ait ama gece gece kim gelir buraya deyip halatımızı bağladık. Bu iş de biraz heyecanlı oldu tabi, biz ilk defa tonoza bağlanacağız halkadan halat nasıl geçecek falan derken bir de gördük ki tonoz metalden, kenarları paslanmış, keskinleşmiş. Teoman tedirgin oldu ya çarparsak ne olur diye, ben pek olayın ayırdında değilim, ne olabilir ki hızlı değiliz hafifçe yaslanırız diye düşünüyorum. Bir de bağlanma için gerekli halatları gündüz gözüyle hazır etmediğimiz için karanlıkta dolapları karıştırıp halat buluyorum ve Ahmet Abiye gösteriyorum uygun mu diye.

Neyse bir halat bulduk ben öne götürdüm halatı Teoman bağlasın diye ama halat önceki bağlanmış haliyle duruyor ve Teoman eline alıp ucunu bulamayınca, açmaya kalktığında da hafif karışınca (!) biraz tansiyon yükseldi haliyle. Sonuç olarak tonoza önden bağlanamadık, Ahmet Abi dümeni bırakıp bir ayağını tonozun üstüne atarak halatı bağladı 😛

Akşam yemeğimizi yıldızların altında, bizden başka kimsenin olmadığı bir koyda yiyip biraz sohbet sonrası uykuya çekildik. Ahmet Abi yatmadan önce sabah 5 gibi yola çıkacağımızı söyledi ya, benim vücut saati sabah 5’te nöbet alışkanlığıyla alarma geçti, kalkıp önce Ahmet Abi’yi uyandırdım ama uyanası yok. Uykulu gözlerle şöyle bir havaya bakıp biraz daha uyuyalım dedi, bende uyku ne mümkün, yine de yatağa kıvrılıp beklemeye başladım. 5.30’da herkes kalktı ve kahvaltı sonrası 6’da halatımızı toplayıp yola çıktık. Buralara gündüz gözüyle ve keyif amacıyla muhakkak gelmeyi kafama not ettim, huzur dolu sakin koylar…

kekova-dawn

Kekova’dan sonra hafif bir rüzgar başladı, serinliği hoş fakat açık denize çıkınca ölü dalgalarda tekne yalpaya başladı, deniz tutar mı diye korktum ama içeri girmedikçe problem  olmadığını gördüm. Dün Finike’den çıkar çıkmaz oltayı salmıştık denize ama tık yok, bugün de saldık bakalım ilk sefer şansımıza bir balık düşecek mi?

çatal-adalar

Öğlen hava iyice sıcak oldu, amacımız durmadan yol almak olduğu için yüzme molası da veremiyoruz, 2 kova deniz suyunu üstüme boşalttım serinlemek için. Esmer olduğumdan (zenci geni taşıyorum) çabuk kararıyorum, kızarmıyorum diye hiç önlem almadım ama sonra baktım ki dizlerimin üstü kıpkırmızı olmuş, hemen örttüm bacakları. Kaş Meis arasından geçerken uykuya dalmışım, teknenin yalpasında öyle de güzel uyunuyor ki… Bu arada Teoman ki kendisi beyaz adamdır, güneşten rahatsız olmaya başladı. Hadi gölgeliği açalım dedik ve rahata erdik. Yelken yapmadığımız motorla gittiğimiz için gölgelik problem yaratmıyor, gerçi görüşü biraz daraltıyor ama denizde bizden başka pek kimse de yok. Kötü burun ve İblis burnunu bol dalgalı geçip Fethiye körfezine ulaştık.

fethiye-bay

Körfeze girmeden pruvayı Göceğe çevirip yola devam edelim dedik ama Yassıcalara geldiğimizde motordan garip sesler gelmeye başladı ve Ahmet Abi hemen stop etti motoru. Sonrasında marş basmıyor, mazot hava yapmış, bu arada önceki gidişimizde mazot deposunun dibindeki tortular yüzünden enjeksiyon problemi yaşanmıştı bu nedenle mazot borusu direkt bidona bağlı. Ahmet abi hortumu emiyor, üflüyor, bir şeyler yapıyor ben pek anlamıyorum bu işlerden, sonra aklımıza yeni aldığımız elektrikli pompa geldi ve onu hortuma takınca işlem tamamlandı. Tekrar yola çıktık, Tersane adası önünde motor tekrar su koyuverdi, bu sefer öğrendiğimiz için daha çabuk hallettik ve saat 20.30 gibi Skopea Marina ile Marintürk arasına 3 metre suya demir attık. Teobel nihayet evde…

sy-teobel

Şimdi Teobel eve geldiğine göre yavaş yavaş toparlamaya başlayabiliriz tekneyi. Sonuçta 87 nm yolu 18 saatte ortalama 4.5-5 hızla tamamladık. Bu bizim beklediğimizden çok daha iyi bir performans, kızımız bizi üzmeyecek gibi görünüyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s